Önerilen Aramalar

Dijital Çağda Telif Korumasının Yeniden İnşası: Dijital Telif Hakları Kanun Teklifi

19.01.2026

Tüm Makaleler

Genel Çerçeve ve Amaç

11 Aralık 2025 tarihinde TBMM’ye sunulan Dijital Telif Hakları Kanun Teklifi (“Teklif”), dijitalleşmenin hızlandırdığı telif ihlallerine karşı mevcut hukuki çerçevenin yetersiz kaldığı tespitinden hareketle hazırlanmıştır. Gerekçede; özellikle haber içeriklerinin izinsiz çoğaltılması, müzik ve sinema eserlerinin korsan dolaşımı, sosyal medya ve kullanıcı içerikli platformlarda telifli materyallerin kontrolsüz biçimde yayılması gibi pratiklerin, hem yaratıcı sektörlerin ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflattığı hem de kamu yararı–ifade özgürlüğü dengesini bozduğu vurgulanmaktadır.

Teklif, bu sorunlara salt cezalandırıcı değil; idari, teknik ve ekonomik araçları birlikte kullanan yeni bir telif koruma modeliyle yanıt vermeyi ve telif hukukunu klasik “hak ihlali–yargı” ekseninden çıkararak, platform ekonomisi ve algoritmik içerik dolaşımı gerçekliğiyle uyumlu bir rejime taşımayı hedeflemektedir.

Kanun özetle (i)dijital ortamlarda telif haklarının etkin biçimde korunması,(ii)kamu yararı taşıyan içeriklere erişimin güvence altına alınması ve (iii) ifade özgürlüğü ile telif koruması arasında ölçülü bir denge kurulmasını amaçlamaktadır.

Bu yaklaşım, Teklif’in yalnızca hak sahiplerini değil; kullanıcıları ve aracı hizmet sağlayıcıları da kapsayan bütüncül bir düzenleme olmasını hedeflemektedir. Böylece telif hukukunun, bireysel ihlallerin ötesinde sistematik risklere odaklanan bir çerçeveye kavuşturulması amaçlanmaktadır.

Teklif’in en dikkat çekici yönlerinden biri ise, dijital telif ekosisteminin temel kavramlarını açık ve sistematik biçimde tanımlamasıdır. Türk hukukunda ilk kez bu denli kapsamlı biçimde yer verilen bu tanımlar, uygulamada birlik sağlamayı ve yorum farklılıklarını azaltmayı hedeflemektedir.

Kurumsal Yapı, Yaptırımlar ve Teşvikler

Düzenlemenin operasyonel kalbini, dijital telif alanında uzmanlaşmış, idari ve mali özerkliğe sahip Telif Hakkı İzleme Kurulu oluşturmaktadır. Bu yapı, yalnızca bir denetim mekanizması değil, aynı zamanda platformlar ile hak sahipleri arasında bir "dengeleyici otorite" olarak kurgulanmıştır. Kurul, özellikle lisans bedeli uyuşmazlıklarında doğrudan bedel tayin etme yetkisiyle donatılarak, uzun süren yargılama süreçlerinin yaratacağı ekonomik kayıpların önüne geçmeyi hedeflemektedir.

Kurul nezdinde yaptırımlar ise ciro bazlı idari para cezaları (%1–%5, tekrarda %10) üzerinden kurgulanmış; ağır ihlaller için BTK aracılığıyla kademeli erişim engeli mekanizması öngörülmüştür. Buna karşılık, uyum sağlayan platformlar için teşvik ve destek programları ile düzenleyici rejimin yalnızca cezaya dayalı olmaması amaçlanmıştır.

Platform Yükümlülükleri ve Proaktif Telif Koruması

Teklif’in merkezinde, belirli büyüklüğün üzerindeki platformlar için getirilen proaktif telif uyumu yükümlülükleri yer almaktadır. Günlük ortalama 250.000 tekil kullanıcıyı aşan veya belirli bir ciro eşiğinin üzerinde bulunan platformlar için;

  • otomatik içerik tanıma sistemleri (Content ID),
  • ihlali önleyici teknik tedbirler,
  • hızlı kaldırma ve erişim engeli mekanizmaları,
  • gelir paylaşımı ve şeffaf raporlama yükümlülükleri öngörülmüştür.

Bu yapı, AB DSM Direktifi’nin 17. maddesindeki platform sorumluluğu yaklaşımı ile ABD DMCA prosedürlerinin bir sentezi niteliğindedir.

Basın Yayıncıları Hakkı ve Haber İçerikleri

Teklif, haber içeriklerinin dijital platformlar tarafından kullanımına ilişkin olarak, basın yayıncılarına özgü yeni bir ekonomik hak tesis etmektedir. Bu düzenleme, AB DSM Direktifi m.15’te yer alan basın yayıncılarının hakkı (press publishers’ right) modelini esas almakta; ancak lisans bedeli konusunda uzlaşma sağlanamaması halinde Telif Hakkı İzleme Kurulu’na bedel belirleme yetkisi tanıyarak daha merkezi bir yapı kurmaktadır.

Önemli bir yenilik olarak, platformlardan elde edilen gelirin en az %30’unun doğrudan gazeteci ve içerik üreticilere dağıtılması zorunlu kılınmaktadır. Bu yönüyle Teklif, yalnızca kurumsal yayıncıyı değil, bireysel emeği de koruma altına almaktadır.

Adil Kullanım, İstisnalar ve İfade Özgürlüğü

Teklif, Türk telif hukukunda bugüne kadar benimsenen sınırlı ve sayılı istisnalar yaklaşımından kısmen ayrılarak, dijital içerik pratiklerine daha uyumlu esnek bir adil kullanım rejimi öngörmektedir. Bu kapsamda adil kullanım, kullanımın amacı ve niteliği, eserin niteliği, kullanılan kısmın miktarı ve önemi ile kullanımın eserin potansiyel pazarına veya ekonomik değerine etkisi olmak üzere dört ölçütlü bir değerlendirme testi üzerinden tanımlanmaktadır. Böylece Teklif, FSEK’te yer alan katı istisna yapısının dijital ortamlardaki hızlı, çoğul ve yaratıcı kullanım biçimlerini karşılamakta yetersiz kaldığı tespitine normatif bir yanıt vermektedir. Bu yaklaşım, büyük ölçüde ABD hukukundaki adil kullanım (fair use) doktrinine yaklaşmakta; ancak değerlendirme yetkisinin idari ve yargısal mercilere bırakılması nedeniyle uygulamada yeni yorum alanları ve belirsizlikler de doğurabilecek bir çerçeve çizmektedir.

Ayrıca Teklif, adil kullanımın uygulanabileceği alanları somutlaştırarak; eğitim ve bilimsel araştırma faaliyetleri, eleştiri, yorum, parodi ve karikatür, güncel olayların haberleştirilmesi ile engelliler için erişilebilir formatlara dönüştürme gibi kullanım türlerini izin aranmaksızın mümkün kılmaktadır. Bu alanlarda adil kullanım testinin uygulanması, telif hakkı korumasının ifade özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğü ile ölçülü biçimde dengelenmesini amaçlamaktadır.


Değerlendirme

2025 Dijital Telif Hakları Kanun Teklifi, Türkiye’de telif hukukunu dijital içerik üretimi, platform ekonomisi ve algoritmik dağıtım gerçekliğiyle uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir düzenleme olarak dikkat çekmektedir. Teklif; hak sahiplerinin korunmasını güçlendirirken, platformları daha aktif sorumluluk üstlenen aktörler hâline getirmekte ve adil kullanım yaklaşımıyla ifade özgürlüğü ile telif koruması arasında yeni bir denge kurma iddiası taşımaktadır. Bu yönüyle, mevcut dağınık ve reaktif telif rejimine kıyasla daha bütüncül bir çerçeve sunduğu söylenebilir.

Bununla birlikte, otomatik içerik tanıma sistemleri, idari kurullara tanınan geniş takdir yetkisi ve ağır uyum yükümlülükleri; ifade özgürlüğü, hukuki öngörülebilirlik ve rekabet dengesi bakımından riskler barındırmaktadır. Özellikle küçük ve yerli platformlar üzerindeki maliyet baskısı, haber içeriklerine ilişkin lisans rejiminin bilgiye erişime olası etkileri ve yapay zekâ alanında müdahaleler, düzenlemenin dikkatle uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede, Kanun’un başarısı; ikincil düzenlemelerin açık, ölçülü ve temel haklarla uyumlu biçimde hazırlanmasına ve uygulamada dengeleyici güvencelerin etkin, denetime açık ve şeffaf şekilde işletilmesine bağlı olacaktır.


Efe Kınıkoğlu, Kıdemli Avukat
Ebrar Turan, Avukat




İlgili Çalışma Alanları
Benzer Makaleler
Taşınır satışlarında satıcının ayıptan doğan sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı, Türk Borçlar Kanunu m.231 ile özel olarak düzenlenmiştir. Kural olarak, satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin talepleri satılan malın alıcıya devrinden itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bununla birlikte ticari taşınır satışlarında ise Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesi uyarınca Borçlar Kanunu hükümleri kıyasen uygulanmaktadır. Bu nedenle taraflar tacir olsa dahi ayıptan doğan sorumluluk ve zamanaşımı süreleri bakımından Türk Borçlar Kanunu hükümleri esas alınır.