Önerilen Aramalar

Rusya ve Ukrayna Krizi Açısından Uygulanmakta Olan Yaptırımlar ve Türk Şirketlerine Olası Etkileri

2.03.2022

Tüm Makaleler
Rusya ve Ukrayna arasında bir süredir gözlemlenmekte olan diplomatik gerginlik ve zıtlaşmaların yerini sıcak çatışma ve Rusya tarafından bazı Ukrayna topraklarının işgaline bırakması ile birlikte, Dünya ülkeleri bu duruma tepkiler göstererek Rusya’ya karşı çeşitli yaptırımlar uygulamaya başlamıştır.
Bu yazımız ile birlikte Rusya’ya karşı Dünya genelinde halihazırda uygulanmakta olan başlıca yaptırımları, bu yaptırımların olası etkilerini ve genel perspektifi değerlendirdik.

Ancak, Dünya genelinde hızlı gelişen dinamikler ile birlikte, özellikle Rusya’nın kontrol altına alınabilmesi için uygulanan yaptırımların çok kısa periyotlar halinde değişmekte olduğunu, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, Dünya ülkeleri tarafından olası yeni yaptırımların gündeme gelebileceğini de belirtmek isteriz.

A. UYGULANAN BAŞLICA YAPTIRIMLAR

I. ABD Tarafından Uygulanan Yaptırımlar
İlk olarak belirtmek gerekir ki; ABD hükümeti ABD'li şirketlerin ve kişilerin Rusya Merkez Bankası, Rusya Varlık Fonu ve Rusya Maliye Bakanlığı ile işlem yapmasını yasaklamıştır. ABD Hazine Bakanlığı tarafından belirtildiği üzere, ABD'de ve vatandaşları elinde bulunan Rusya Merkez Bankası varlıkları ABD Hazine Müsteşarlığı'na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Birimi tarafından dondurulacaktır. Yaptırımlar şimdiye kadar Rus para birimi olan rublenin dolar karşısında yaklaşık yüzde otuz oranında düşmesine neden olmuş olmuştur.

ABD tarafından yayınlanmış olan 14.065 sayılı Yürütme Kararı ile Donetsk Halk Cumhuriyeti (“DHC”), Luhansk Halk Cumhuriyeti (“LHC”) ve Kapsam Dahilindeki Bölgeler olarak tanımlanan bölgeler (“Kapsam Dahilindeki Bölgeler”) bakımından Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (“OFAC”) tarafından yayımlanan yaptırımlar getirilmektedir. Kapsam Dahilindeki Bölgeler ABD ambargolu bölgelerdir. Kırım’a kapsamlı bölgesel yaptırımlar uygulayan 13.685 sayılı Yürütme Kararından sonra modellenen 14.065 sayılı Yürütme Kararı, Kapsam Dahilindeki Bölgelere özellikle herhangi bir mal, hizmet veya teknolojinin ihracatı ve ithalatı ve buna bağlantılı iş ve işlemleri yasaklayan geniş bir ambargo uygulamaktadır. Ayrıca bu bölgelerde faaliyet gösterdiği belirlenen kişilere, bağlı kuruluş ve ortaklarına da engelleme yaptırımları uygulanmasına izin verilmektedir.

OFAC, bu yeni yaptırımlarla ilgili olarak birkaç genel lisans yayınlamıştır. 17 No'lu Genel Lisans, Kapsam Dahilindeki Bölgeleri içeren belirli operasyonların, sözleşmelerin ve işlemlerin 23 Mart 2022'ye kadar sona erdirilmesine izin vermektedir. Ek genel lisanslar, Kapsanan Bölgelerdeki belirli insani yardım faaliyetlerine izin vermektedir.

Amerika Birleşik Devletleri yukarıda belirtilenlere ek olarak aşağıdaki önlemleri almıştır:
  • Rus savunma sanayisinin finansmanı için çok önemli olduğu anlaşılan iki büyük Rus finans kuruluşu – VEB ve PSB ve bunların 42 iştiraki, SDN ( Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar ve Engellenmiş Kişiler) olarak belirlenmiştir. 3 No'lu Genel Lisans, VEB ile yapılan işlemlerin 24 Mart 2022'ye kadar sona erdirilmesine izin vermektedir.
  • 14.024 sayılı Yürütme Kararı uyarınca, ABD Hazine Bakanlığı, Rus ekonomisinin finansal hizmetler sektöründe faaliyet gösteren veya faaliyet gösteren kişilere karşı yaptırımlara izin veren bir karar yayınlamıştır. Böyle bir karar, Rus finans sektöründe faaliyet gösteren kişileri yaptırım riskine maruz bırakırken, yalnızca ABD hükümeti tarafından özel olarak belirlenmiş taraflara ambargo uygulanmaktadır. Rus teknolojisi ve savunma ve ilgili malzeme sektörleri, 14.024 sayılı Yürütme Kararı’nda doğrudan hedef alınmıştır.
OFAC ayrıca, Kapsanan Bölgeleri içeren belirli işlemleri yetkilendiren altı Genel Lisans yayınlamıştır, bunların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir:

Genel Lisans 17: Ukrayna'nın DNR veya LNR bölgeleri ve 21 Şubat 2022'den önce yürürlükte olan mal, hizmet veya teknolojinin ihracatını, yeniden ihracatını, satışını veya tedarikini veya ithalatını içeren operasyonlar, sözleşmeler veya diğer anlaşmalar 23 Mart 2022 tarihine kadar sona erdirilecektir.

Genel Lisans 19: Kapsanan Bölgelere telekomünikasyonun alınması veya iletilmesi için olağan ve gerekli olan işlemlere izin vermektedir.

Genel Lisans 22: Anlık mesajlaşma, sohbet ve e-posta gibi internet üzerinden kişisel iletişim alışverişi ile ilgili hizmetlerin Amerika Birleşik Devletleri'nden veya ABD'li kişiler tarafından Kapsam Dahilindeki Bölgelere doğrudan veya dolaylı olarak ihracatına ve yeniden ihracatına izin vermektedir.

II. Birleşik Krallık Tarafından Uygulanan Yaptırımlar
22 Şubat 2022'de Birleşik Krallık tarafından 5 banka (Bank Rossiya, IS Bank, Genbank, PSB ve the Black Sea Bank for Development and Reconstruction) ve 3 kişi (Gennady Timchenko, Boris Rotenberg ve Igor Rotenberg) belirlenmiş olup; Birleşik Krallık'taki kişilerin, bu bankaların ve bireylerin ve yeni atanan tarafların sahip olduğu veya kontrol ettiği kuruluşların yararına fon veya ekonomik kaynaklar sağlamaları veya bunlarla iş yapmaları yasaklanmıştır.

Ek olarak, Birleşik Krallık hava sahası Rus uçaklarına kapatılmıştır.

III. Avrupa Birliği Tarafından Uygulanan Yaptırımlar
Avrupa Birliği (“AB”) tarafından yayınlanacak liste ile belirlenecek olan Rusya'nın Kapsam Dahilindeki Bölgelerde ilerlemelerinde kilit rol oynayan 378 kişi ve kuruluşun AB yaptırıma tabi kişiler listesine eklenmesini ve borsada işlem gören kişilerin AB'deki varlıklarının dondurulmasını, kendilerine fon sağlanmasının yasaklanmasını ve AB'ye seyahatlerinin veya AB'den geçişlerinin yasaklanmasını içermektedir.

Mal ithalatı ve belirli mal ve teknolojilerin ihracatına ilişkin bir yasak (AB tarafından yayınlanacak), ticaret ve belirli ekonomik sektörlerle ilgili yatırımlara ilişkin kısıtlamalar (yayınlanacak) dahil olmak üzere, AB ile Kapsam Dahilindeki Bölgeler arasındaki mal ticaretine ilişkin kısıtlamalar ve turizm hizmetlerinin yasaklanması; ve Rusya Federasyonu ve Merkez Bankası da dahil olmak üzere hükümeti tarafından AB'nin sermaye ve finans piyasalarına ve hizmetlerine erişime ilişkin ilave kısıtlamalar uygulanmasına karar verilmiştir.

Ek olarak, AB hava sahası Rus uçaklarına kapatılmıştır.

IV. Rusya’nın Karşı Yaptırımları
Rusya yukarıda belirtilmiş olan yaptırımlara karşı olarak AB ülkelerine doğal gaz tedarikini azaltmak dışında herhangi bir ek yaptırım uygulamamaktadır.

B. SWIFT YAPTIRIMI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME

Yapılması beklenen yaptırımlardan bir tanesi de belirlenen Rus bankalarının uluslararası para transferi sağlayan SWIFT sisteminden çıkarılmasıdır. SWIFT, tek bir kurumun kendi sistemini geliştirmesini ve tekel olmasını istemeyen Amerikan ve Avrupa bankaları tarafından yaratılmıştır. ABD Federal Rezervi ve İngiltere Bankası da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki büyük merkez bankalarıyla ortaklaşa Belçika Ulusal Bankası tarafından denetlenmektedir. Bu aşamada hangi Rus bankalarının SWIFT'den çıkarılacağı bilinmemekle beraber; bunun önümüzdeki günlerde netleşmesi beklenmektedir.

Bu yaptırımdaki amaç, Rus şirketlerinin SWIFT tarafından sağlanan sorunsuz ve anlık işlemlere erişimini kaybetmesi ve değerli enerji ve tarım ürünleri için yapılan ödemeler ciddi şekilde kesintiye uğratmaktır. Burada en temel amaç, Rusya’nın ithalat ve ihracatını sekteye uğratmaktır.

SWIFT sistemi, dövizle yapılan tüm ödemeleri ilgilendiren bir sistem olduğu için Rusya’nın dış dünya ile yaptığı her türlü ekonomik alışveriş bu kısıtlamadan etkilenecektir. İhracat, ithalat, turizm, inşaat ve doğrudan yatırımı olan giyim, içecek, perakende gibi birçok sektör bundan zarar görecektir. Tüm Rus bankalarının sistemden çıkarılmaması ekonomik ilişkilerin dolaylı yoldan şimdilik ilerleyebileceğini göstermekle beraber, bu durum, maliyeti ve genel ödeme risklerini arttıracaktır. Bu sebeple, yaptırımlardan bağımsız zorunlu olmayan ticari aktiviteler azalacaktır.

Bankaların, gecikmeler ve ekstra maliyetler ekleyerek ve nihayetinde Rus hükümeti için olan gelirleri keserek, birbirleriyle doğrudan anlaşmaları gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki böyle bir yaptırıma hazırlanmak için Rus hükümeti, kart ödemelerini işlemek için “Mir” olarak bilinen bir Ulusal Ödeme Kartı Sistemi oluşturmuştur ancak, şu anda birkaç yabancı ülke bunu kullanmaktadır. Türkiye de Mir Card’a entegre ülkeler arasında bulunmakta olup 2019 sonrası da İş Bankası, Ziraat Bankası ve Vakıfbank, Mir Card sistemine entegre olmuşlardır. Bu bakımdan, Rusya’dan gelecek ödemeler için Mir Card’ları bahsi geçen bankalar aracılığıyla Türkiye’de kullanabilecektir. Ancak entegre Türk bankasına ödeme yine SWIFT sistemi üzerinden yapılmaktadır. Burada yine yaptırım dışı bankaların devreye girmesi veya ulusal paralarla ödemelerin gerçekleştirilmesi seçenekleri devreye girebilecektir.

Son güncellemelere göre Mastercard, yaptırım uygulanan bankaların sistemden bağlantısının kesildiğini bildirmiştir. Yaptırım nedeniyle Rus bankaları VTB Bank, Otkritie Bank, Sovcombank, Promsvyazbank ve Novikombank müşterilerinin sahip olduğu Mastercard kredi kartlarının yurt dışında çalışmayacağı ve bu kartların ancak Rusya içinde kullanılabileceği ifade edilmiştir. Ancak bu bankaların verdiği kartların ülke içindeki Hızlı Ödeme Sistemi (SBP) ve Ulusal Ödeme Kartı Sistemi (NSPK) üzerindeki faaliyetleri sürmeye devam edecektir.

Bununla birlikte yaptırım uygulanan bankaların müşterileri, Rusya içerisinde Apple Pay ve Google Pay üzerinden işlem gerçekleştiremeyecek olup; Apple Pay, Google Pay üzerinden yapılan işlemlerin, yaptırımlardan etkilenen VTB Bank, BM-Bank, Sarovbusinessbank, Otkritie, Sovcombank, Novikombank, RGS-Bank kredi kartlarıyla çalışmayacağı da açıklanırken, ancak Rusya sınırları içerisinde çevrimiçi mağazalar da dahil olmak üzere satılan ürün ve hizmetler için yapılan temassız ödemelerde herhangi bir kısıtlama getirilmeyeceği ifade edilmiştir.

Rusya ile Türkiye arasında özellikle gıda ve turizm alanlarında büyük bir ticari ilişki bulunmaktadır. Rusya’nın ödeme sistemleri konusunda yaşayacağı problemler Türk şirketlerinin ihracat yapma kapasitesini zorlayabilecek ve tahsilat süreçlerini geciktirebilecektir. Bu da alternatif pazar arayışlarına sebep olabilecektir. Türkiye'nin, Rusya ve Ukrayna'dan önemli ölçüde tahıl ithal etmesi sebebiyle de uzun sürecek sıkıntılar Türkiye'deki gıda fiyatlarının artmasına neden olabilecektir. Turizm bakımından ise Turizm için Türkiye’ye gelen kişilerin, turizmcinin verdiği hizmetin ödemesini yapamaması sonucu doğabilecek olup; bu da Turizm sektörünü olumsuz yönde etkileyebilecektir.

Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkartılmasının bir etkisi olarak da, Rus firmalar ile halihazırda yürütülmekte olan ticari ilişkilerde ödeme yükümlülükleri sekteye uğrayabilecek ve sözleşmesel yükümlülükler açısından tam ve zamanında ifa edilememe riski ile karşılaşılabilinecektir.

C. ABD TARAFINDAN HALİHAZIRDA UYGULANAN AMBARGOLARIN ETKİLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME

ABD tarafından uygulanan ambargoların çoğunluğu ABD şirketlerini ve ABD kişilerini ilgilendirmektedir. Bu bakımdan, tüm ABD'li kişiler, nerede bulunduklarına bakılmaksızın, tüm ABD vatandaşları ve daimi ikamet eden yabancılar, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tüm kişi ve kuruluşlar, tüm ABD anonim şirketleri ve bunların yabancı şubeleri dahil olmak üzere OFAC düzenlemelerine uymalıdır. Türkiye’de Türk hukukuna göre kurulmuş şirketler bakımından bahsi geçen yaptırımlardan etkilenmeyeceği değerlendirilebilecektir. Ancak yabancı sermayeli şirketler bakımından bu durum OFAC düzenlemeleri uyarınca ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu yaptırımlardan, Kapsam Dahilindeki Bölgelerde faaliyet gösterdiği belirlenen kişilere, bunların bağlı kuruluşlarına ve ortaklarına ve ayrıca 14.065 sayılı Yürütme Kararı uyarınca belirlenen SDN'lere maddi yardım veya destek sağlayan kişilere engelleme yaptırımları uygulanması ancak Türk şirketlerini de etkileyebilecek bir yaptırımdır. Belirtildiği üzere Kapsam Dahilindeki Bölgelerde faaliyet gösterdiği belirlenen kişilere, bunların bağlı kuruluşlarına ve ortaklarına ve SDN olarak belirtilenlere maddi yardım ve destek sağlanmaması gerekmektedir.

Sonuç
Sonuç olarak, yukarıda detaylıca açıklanmış olan yaptırımların tümü Rus Şirket ve kişilerine yönelik olup halihazırda bu firmalar ile ticari ilişki yürütülmesi halinde Türk şirketlerini de doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilecek niteliktedir. Ateşkes ilan edilmediği sürece, bu yaptırımların artırılarak uygulanmaya devam edileceği tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, anlık olarak bu konuda yeni gelişmeler gelmesi beklenmektedir.

MORAL & PARTNERS
Duygu Bozkurt Kadirhan, Kıdemli Avukat
İrem Tanık, Avukat
Zeynep Yalçın, Stajyer Avukat

Benzer Makaleler
Türk Borçlar Hukuku ve Ticaret Hukukunda, konsinye satış şartı ve konsinye satış sözleşmesi diye anılan sözleşme türü açıkça düzenlenmemiş bir kavram olup sözleşme serbestisi kapsamında uygulama ve öğretide gelişmiş, yargı kararları ve ikincil hukuk kaynaklarında sıkça ifade bulmuş bir kavramdır.
Türk Rekabet Kurumu (“Kurum”) tarafından Birleşme ve Devralma rejimini diğer mehaz Avrupa Birliği (“AB”) hukuklarıyla yeknesak kılmak adına 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’i yürürlükten kaldırılarak
İnternet, günümüzde enformasyon ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen gelişmelerle birlikte, ekonomiye yön veren en önemli platformlardan biri haline gelmiştir.
2021 yılı, Türk Rekabet Hukuku bakımından birçok ilke imza atılan bir yıl oldu. Geçtiğimiz son 10 yıldaki gelişmelere kıyasla, 2021 yılında, sadece 1 yıl içinde, Türk Rekabet Hukuku uygulamasına, çeşitli içtihatlar ve mevzuat oluşumları aracılığıyla ciddi bir ivme kazandırıldı.
Türk Borçlar Kanununun en önemli düzenlemelerinden biri olan satış sözleşmelerinde üzerinde durulması gereken en önemli konu satışın yapılmasından sonra satılan üründe ayıp ortaya çıkması ve ayıp halinde alıcının hakları ile satıcının yükümlülüklerinin neler olduğudur. Bu yazımızda da özel olarak ayıp halinde tarafların hak ve yükümlülükleri ile bunlar için düzenlenmiş şekil şartlarından bahsedilmektedir.
İstem konusunun bölünebilir olduğu durumlarda tamamının değil, yalnızca belli bir kesiminin dava edilmesi halinde kısmi dava söz konusu olmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 107. maddesinde yapılan düzenleme ile talep sonucunun belirlenemediği hallerde kısmi davaya nazaran daha kolay bir yol olan belirsiz alacak davası seçeneği getirilmiş, böylelikle alacaklıya, alacağının belirlenebilen kısmı üzerinden harç yatırarak açacağı dava kapsamında karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurmasına gerek olmadan talep sonucunu kesin olarak belirleme olağanı tanınmıştır.
Ticari hayatta teşebbüsler, faaliyet içerisinde bulunduğu diğer sektör oyuncularından olan alacaklarını tahsil etmek adına alacaklarını taşınmaz ipoteği ile teminat altına alma yöntemini sık sık tercih etmektedir.
“Takas Edilemez/Değiştirilemez Jetonlar’ın ("NFT"- Non-Fungible Token) kullanımının blok zincir teknolojisi ile yaratıcı fikri mülkiyeti birleştirmede kazandığı popülerlik günbegün artmaktadır.
Ticari hayatta teşebbüslerin faaliyetlerini baskı altında olmaksızın serbesti ile gerçekleştirebilmesi, teşebbüslerin bulunduğu pazardaki varlığını koruyabilmesinin yanında son alıcı olan tüketicilerin adil fiyatlandırma ve kaliteli ürün dengesinde piyasaya sunulmuş son üründen faydalanabilmesi açısından da önem taşımaktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın (“Bakanlık”) İş Yerlerinde Covid-19 Tedbirleri başlıklı duyurusu (“Duyuru”) 3 Eylül 2021 tarihinde Bakanlık internet adresinde yayımlanmıştır.
Yazımız kapsamında, En Çok Kayrılan Müşteri koşulunun tanımı ile ticaret hayatındaki temel fonksiyonu ve Türk Rekabet Hukuku kapsamındaki yeri değerlendirilecektir.
Bu makale İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapan Torba Kanu’nun ne getirdiğine değinmektedir.
2019 yılı Aralık ayından beri hayatımızda yer alan Koronavirüs (“Covid-19”) ile birlikte maskeli, sosyal mesafeli yaşam tarzı yeni normal haline geldi.
Avrupa ve Amerika’da yaklaşık kırk yıla yakın bir süredir uygulanan uyuşmazlık çözüm yöntemi olan arabuluculuk kurumu günümüzde ülkemizde de en sık kullanılan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden birisidir.
Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Konvansiyonu’nun (“Singapur Konvansiyonu/Konvansiyon”) Onaylanması Hakkında Karar (“Karar”), 22 Nisan 2021 tarihli ve 31462 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Karar ile beraber, Konvansiyon’a ilişkin iç hukuk onay süreci tamamlanmış olup; Türkiye’nin onayı, 22 Ekim 2021 tarihine kadar Birleşmiş Milletler’in New York’ta bulunan merkezine tevdii edilecektir.
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun (“Kanun”), 19 Aralık 2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun uyarınca, arabuluculuk ile ilgili oldukça önemli düzenlemeler mevcuttur. 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek olan düzenleme uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiştir.
“Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara (“Karar”) İlişkin Tebliğ’de (Tebliğ No: 2008-32/34) (“Tebliğ”) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/51)” (“Değişiklik Tebliği”) 6 Ekim 2018 tarihli ve 30557 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Kaynağını İsviçre Federal İcra ve İflas Kanunu’ndan alan ve yürürlüğe girdiği 1932 yılından beri metninde birçok kez değişiklikler yapılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda Türkiye’de toplumsal ihtiyaçların değişmesi ve genel ekonomide meydana gelen gelişmeler sebebiyle, mali yönden güçlük yaşayan şirketlerin faaliyetlerinin devam etmesi bir başka deyişle iflas etmelerinin önüne geçilmesi amacıyla bazı kurtuluş çarelerine yer verilmişti. Bunlara örnek olarak “mal varlığının terki suretiyle konkordato”, “iflasın ertelenmesi” ve “uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma” verilebilir. Her ne kadar kanunda birden fazla kurum yer alsa da, özellikle “iflasın ertelenmesi” dışındaki kurumların işleyişine ilişkin maddelerin süre ve usul bakımından uygulanmasında yaşanan zorluklar sebebiyle ticari anlamda güç durumda olan tacirler son yıllarda sadece “iflasın ertelenmesi” kurumuna başvurmakta idi. Bu kurum yıllar geçtikçe amacından sapmış ve erteleme talep eden tacirin mali durumunu iyileştirmekten çok, alacaklıların alacaklarına kavuşmasına engel olan ya da sürüncemede bırakan bir kurum haline gelmiştir.
Elektronik ticaretin günümüzdeki önemi tartışılmaz. E-ticaret hacminin gittikçe arttığı bugünlerde, e-ticaret işlemlerinde Rekabet Hukukunun da geliştiğini görüyoruz.
Çeşitli gelişmeler karşısında ülke ekonomisinin büyüme hızını arttırmak ve bu suretle kalkınmasını sağlamak için dünyadaki ekonomik ve politik riskler ile yakın coğrafyamızda yaşanan bölgesel olayların ekonomi üzerindeki muhtemel etkisini bertaraf etmek ve müteşebbislerin iş ve yatırım kararlarına daha sıhhatli bir şekilde odaklanmalarına imkan sağlamak, AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi ve ülkemize yönelik yatırımların arttırılması amacıyla, özel sektörün kamuya olan borç yükünün azaltılarak borçlara taksitle ödeme imkanları getirilmekte ve ihtilafların sulh yoluyla sonlandırılmasını ve vergi incelemesinde olan konuların dava yoluna gidilmeksizin çözümlenmesini sağlamak üzere çeşitli düzenlemeler yapılmaktadır.
Yüzyıllardır Aile Şirketlerinde sürdürülebilirliği sekteye uğratan faktörlerden başlıcası hissedarlar arası uyuşmazlıklar olmuştur. Aile büyüdükçe hissedarlık tabanının da genişlemesi, daha fazla hissedar ve daha fazla çatışan görüş ortaya çıkaracaktır. Genişleyen hissedarlık yapısı içerisinde hissedarlardan birisinin payını 3. kişiye devir suretiyle çıkış planı gibi iradi sebepler ya da hissedarlardan birisinin kaybı, boşanması veya payının cebri icra yolu ile alacaklı bir başka kurum ya da kişiye intikali neticesinde Şirketin kurumsal yapısı ile bağdaşmayabilecek hissedarların Şirkete girişinin önü açılabilecek; Şirket operasyonlarını etkileyebilecek kilit durumlar dahi ortaya çıkabilecektir. Şirketler nezdinde gerek iradi gerekse irade dışı pay devirlerine karşı getirilecek bazı sınırlamalar veya mevzuatın çok başvurulmayan bazı enstrümanları Aile Şirketlerinde hissedarlık yapısının korunması ve Şirketin sürdürülebilirliğe giden yolda ilerleyişini kolaylaştırmaktadır.
Son yıllarda en büyük şirketlerden küçük işletmelere kadar hedef ayırt etmeksizin giderek artan siber saldırıların global olarak yol açtığı zararların 2021 yılından itibaren yıllık 6 trilyon dolara çıkması beklenmektedir. İletişim, hizmet ve para akışının sanal ortama taşındığı dünyamızda hem özel sektör hem de kamu kurum ve kuruluşları için siber tehditler varlığını giderek daha fazla hissettirmektedir.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (“MASAK”) tarafından hazırlanan Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları İçin Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Yükümlülüklere İlişkin Temel Esaslar (“Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları Rehberi”) 4 Mayıs 2021 tarihinde MASAK internet adresinde yayımlanmıştır.
İlk kez 2020 arifesinde rapor edilen ve 2020’nin ikinci çeyreğine girilmesiyle bir pandemiye dönüşen COVID19 toplumları her seviyede etkileyerek yaşam tarzlarını ve iş yapma süreçlerini sekteye uğrattı, zaman zaman askıya alınmasına sebep oldu, ya da hızlı bir değişime zorladı.
Tüm Dünyayı ve dolayısıyla da ülkemizi de etkisi altına alan ve özellikle de perakende, lojistik, sağlık, otomotiv, tekstil gibi sektörlerin işleyişinde ve sürekliliğinde aksamalara sebep olan COVID-19 salgınından en çok etkilenen sektörlerin başında perakende sektörü gelmektedir.
COVID-19 salgını çerçevesinde alınması gereken acil durum önlemleri kapsamında icra ve iflas işlemleri yönünden de tedbir alınması gerekmiş, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (“Kanun”) “II-FEVKALADE HALLERDE TATİL” üst başlığını taşıyan, “İcra takiplerinin durdurulması halleri” başlıklı 330. maddesindeki “Salgın hastalık, umumi bir musibet veya harb halinde Cumhurbaşkanı karariyle memleketin bir kısmında veya bazı iktisadi zümreler lehine muayyen bir müddet için icra takipleri durdurulabilir.”
Korona virüs, evrensel adıyla COVID-19 (“Korona virüs”), 2019 yılı Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ilk kez görülmesinden bu yana hızlı yayılmasının önlenmesi amacıyla seyahat politikalarının gözden geçirmesi, üretim kesintileri, karantina uygulamaları, ülkesel olağanüstü hal kararları gibi tedbirler sebebiyle iş hayatını çok kısa zaman içerisinde olumsuz olarak etkilemiştir.
16.03.2020 tarihli yayınımızda da belirtmiş olduğumuz üzere Korona virüs evrensel adıyla COVID-19 (“Korona virüs”) salgınının en önemli izdüşümlerinden birisi işçi – işveren istihdam ilişkisinde kendisini göstermektedir.
Evrensel adıyla COVID-19 (“Koronavirüs”) olarak bilinen Koronavirüs’ün sebep olduğu salgın hastalık, 2019 yılı Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ilk kez görülmesinin ardından kısa bir zaman içerisinde tüm dünyayı hem sağlık hem de ekonomik anlamda etkisi altına almıştır.
Korona virüs salgınının global etkisi, küresel krize neden olabilecek nitelikteki çeşitli alan ve sektörlerde yarattığı olumsuz yansımalar, şirketlerin ticari anlaşmaları ve edimlerin ifası yönünden oldukça önemli sonuçlar doğurmaktadır.
COVID-19 (“Koronavirüs”), tüm dünyayı etkisi altına almaya devam etmektedir. Ticaret dünyasında covid-19 salgının olumsuz yansımalarını en derinden hisseden alanlardan birisi perakende sektörüdür.
Covid-19 Salgın sürecinde gerek işverenler gerek ise sağlık kuruluşları tarafından birtakım önlemler alınmakta olup pandemi ile mücadele edilmesi sebebiyle, özellikle sağlık verileri başta olmak üzere pek çok kişisel verinin işlenmesi zaruri hale gelmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (“DSÖ”) tarafından 11.03.2020 tarihinde “Pandemi (salgın)” olarak nitelendirilen Covid-19 virüsünün (“Koronavirüs”) işveren-çalışan ilişkilerini üst düzeyde etkilediği şu günlerde, her çalışan ve işverenin gündemine aldığı konulara dair değerlendirmelerimizi sıkça sorulan sorular formatında bu yazımızda paylaşıyoruz.
COVID-19 salgını sebebiyle alınması gereken acil durum önlemleri kapsamında icra ve iflas hukuku işlemleri yönünden 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile tedbirlerin usul hukukuna ve diğer uygulamalara etkileri bakımından ise 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 20.12.2009 tarihli 5941 sayılı Çek Kanunu’na Geçici 5. Madde eklenerek önemli yenilikler getirilmiştir.
COVID-19 salgını sebebiyle alınması gereken acil durum önlemleri kapsamında ülkemizin de içerisinde bulunduğu süreç sebebiyle birçok konu başlığı yönünden gerekli önlemler alınmış olmakla birlikte, çalışan ve işveren ilişkileri de alınan işbu önlemlerden etkilenmiştir.
Bilindiği üzere, sosyal medya konusundaki yasal düzenlemeler Türkiye’nin gündeminde her zaman önemli bir yere sahip olmuştur.
Teknoloji hayatımızda gün geçtikçe daha büyük bir yer kaplamakta. Bu sayede, artık en basit günlük alışverişlerimizi bile internet üstünden sağlamaya başladığımız yadsınamaz bir gerçek haline geldi. Bu doğrultuda, erişilebilirlik, hız, çeşitlilik gibi kavramlar yaşantımızın daha da önemli bir parçası oldular.
Şirket hisselerin devrinde olduğu gibi ticari hayatın süregelen akışında gerçekleşen işlemlerde vergisel boyut oldukça önemli bir yere sahip olup ticari hayatta atılacak adımlar vergisel anlamdaki sonuçları ile değerlendirilmektedir. Şirket hisse devirlerinde ortaya çıkan kazancın vergisel sonucunu hissedar lehine çevirmek için mevzuat düzenlemeleri dikkatle incelenmeli ve atılacak adımlar buna göre belirlenmelidir.
Günümüzde tüketiciler, satın aldıkları araçlar ile ilgili olarak karşılaştıkları arızaların yetkili servisler tarafından giderilmesini istemektedirler. Ancak, yetkili servisler tarafından bu talepleri yerine getirilmediğinde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’ndan doğan seçimlik haklarını kullanmak maksadıyla yasal yollara başvurmaktadırlar. Bu haklarından bir tanesi de aracın ayıpsız misliyle değişimi yani yenisiyle değiştirilmesidir. İşte tam bu noktada önemle belirtmek gerekir ki, tüketicilerin her araç arızasında bu seçimlik haklarını kullanabilecekleri hatasına düştüklerini ve akabinde yargılama sonrasında hayal kırıklığına uğradıkları gözlemlenmiş olup, tüketicilerin bu haklarını hangi şartlar altında kullanabilecekleri ve aracın yenisi ile değişimine ilişkin hakkın kapsamına değinmek gerekmektedir.
Şirket kapanışı, bir şirketin tasfiye sürecine girmesiyle başlayıp Ticaret Sicilinden terkini ile son bulmaktadır. Tasfiye sürecine giren şirketler, birçok alanda farklı prosedürleri tamamlamakla yükümlü olup işbu Bilgi Notu şirketlerin tasfiye sürecinde Şirketler Hukuku ve İş Hukuku açısından göz önünde bulundurulması gereken hukuki risk ve unsurlara ilişkin olup genel bilgilendirme niteliğindedir. İşbu Bilgi Notu iki bölümden oluşmakla beraber ilk bölümde tasfiye süreci Şirketler Hukuku açısından, ikinci bölümde ise İş Hukuku açısından ele alınacaktır. Ayrıca, işbu Bilgi Notu’nun devamında “şirketin kapanmasına” ilişkin ifadeler hukuki olarak şirketin tasfiyesi olarak anlaşılmalıdır.
Taraflar, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ifa etmemelerinin önüne geçmek amacıyla sözleşmeyle ceza koşulu kararlaştırılabilir. Sözleşmede kararlaştırılacak ceza koşuluyla taraflar, ortaya çıkacak riskleri en aza indirgemeyi ve ifa alacaklısının korunmasını amaçlamaktadır.
Son yıllarda artan ivmeli gelişimi ile perakende sektörünün lokomotifi haline gelen Alışveriş Merkezleri(“AVM”), ülkemiz ekonomisi içinde önemli bir rol oynamaktadır. Ülkemizde AVM’ler yakaladığı giriş sayısı ve harcama miktarları ile ölçümlenen büyüme oranlarıyla Avrupa sıralamalarının da üst basamaklarında yer almaktadır. Bu gelişime paralel olarak, ülkemizde Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlanabilmesi ve perakende sektörü ile AVM’lerin de yasal düzleminin yaratılabilmesi için özel hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Bu bağlamda öncelikle, 29.01.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6585 Sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (“6585 sayılı Kanun”) ile perakende sektöründe genel hukuki bir çerçeve oluşturulmuş, ileride çıkarılacak yönetmeliklere ilişkin altyapı oluşturulmuştur.
“Koronavirüs (“Covid-19”) tüm dünyayı etkisi altına almaya devam ederken ticaret dünyasında salgının olumsuz yansımalarını en derinden hisseden alanlardan birisi olan perakende sektörü, Covid-19 sarmalında çalışanların sağlıklarını koruma, müşterilerini memnun etme ve bu zorlu dönemi minimum kayıpla atlatma amacıyla kurguladıkları planları hukuk filtresinden geçirmeye de özen göstermek durumundadır.
Kurumsal Yönetim uygulamaları ve kurumsal yönetimin özümsenmesinin Şirketlerin sürdürülebilirliğine etkisi tartışmasız olmakla birlikte Şirketler nezdinde etkin uygulamalar, finansmana erişime de olumlu etki etmekte; finansmana erişim de sürdürülebilirliği dolaylı olarak desteklemektedir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 367. maddesi uyarınca, anonim şirketlerde yönetim kurulu, hazırlayacağı ve yürürlüğe koyacağı bir iç yönerge ile şirketin yönetimine ilişkin birtakım yetkileri bazı yönetim kurulu üyelerine veya yönetim kurulu üyesi olmayan üçüncü kişilere devredebilmektedir.